23 Ağustos 2010 Pazartesi

Bu Sensin


   
  Önsöz
  
  Bir gün tanrı sigara içmek istedi
  Ateş aramak için gitti
  Yarattığı boşluk o kadar büyüktü ki 
  Kendisi bile kayboldu
  O günden sonra Tanrıyı gören olmadı.
  
  Chapter 1

  Masanın üzerinde öylece duran tek dal sigaraydım. 
  Ben yalnızdım, öyle olmalıydım. 
  Karşımdaki bira tekila ikilisine kıyasla bir sıfır yeniktim.
  Durumu eşitlemek için tek bir kozum vardı elimde, tek.
  
  Ben yalnızdım çünkü öyle olmalıydım. 
  Sigara olmak zor işti, hele yanında tutunacak başka bir dal yoksa.
  Alkol tek içimlikti ben tek içimlik.
  Geri dönüşümüm yoktu
  Bu yüzden çevrecilerle sürekli çatışma halindeydik. 
  Şimdi bir bar masasında geri dönmemeye içilecektim.
  
  Bu masada kimse birbirini tanımıyor
  Bu masada herşey ters çevrilmiş
  Bu masa dedemden kalma ahşap ev kadar eski
  Bu masada bir beden ve bir ruhtan oluşan iki kişi var.
  Bir de ben varım, etti üç.
  
  Playlistte jazz müzikler dönüyor
  Dans etmeyi bilmeyenler garson, bilenler ise sarhoş.
  Bu yüzden kimse müziğe aldırmıyor.
  Bu boktan barın boktan masasında kül olup biteceğim
  Ben de buna aldırmıyorum. 
  

  Masaya yeni birisi daha geldi. 
  Kıvırcık saçlı uzun boylu bir adam.
  Gömleğinin yakasını bir düğme daha açtı
  Cebindeki dal sigarayı masaya bıraktı
  Burası terlemek için ideal bir yer.
  Burası yeni keşfedilmiş bir cehennem.
  Buraya gelmek için cinayet işleyenler var.

  'Adın ne? dedi. 
  Winston Soft. dedim'
  
  Chapter 2

  Sen bu sahnelerin hiç birinde yoksun aslında
  Ben de şu an buna takılmış durumdayım
  Heycanlı gözlere ihtiyacım var
  Bilirsin tek başınalık bazen sıkıcı olabiliyor.
  Ama haklısın,
  Kül olmak senden vazgeçmekti.
  Senden vaz geçmek kül olmaktı.
  Benden vaz geçmek sen olmaktı.
  Biz öylesine yazılmış bir senaryonun figüranlarıydık sadece.
  Bu yüzden bizim bizden başka kimsemiz yoktu.
  Elini verseydin.
  
  Yağmurlu bir havaydık en nihayetinde,
  İstesek uzaklara gidecek kadar güçlüydük
  
  Anlıyorum meleğim
  Bileklerimizi kesip saçlarımızı savurdu rüzgar.
  Üzgünüm meleğim
  Biz ki ellerimizi başka tenlerde uykuya bıraktık.
  
  Bir bar masasında üç kişiydik
  Yalnızdık, öyle olmalıydık. 
  Bir bedeni taşımak zor işti,
  Hele de gömlek cebinizde yalnızca bir dal sigaranız kalmışsa...
  
  Gömleğimin yakasını bir düğme daha açtım
  Cebimdeki dal sigarayı masaya bıraktım
  Burası terlemek için ideal bir yer.
  Burası yeni keşfedilmiş bir cennet
  Buraya gelirken yanında hayat getirenler var.
   
  'Naber dedim
  izmarit gibiyim dedi'
  
  Sonsöz

  Bir çakmağı çakarak herkesi öldürebilirdiniz (bir sigarayı bile)
  Daha sonra onu kendi benliğinize çekip içinize hapsedebilirdiniz. (ciğerlerinize)
  Ve daha da sonra onu kendi nefesinizle yaşatabilirdiniz. (dumanı üfle)
  














 Çok zor olmamalı, özel bir yetenek gerektirmemeli
 Tanrı da bizlere kendi ruhundan bir parça üflememiş miydi...
 O halde biz sigara yakan birer tanrı mıydık ? 
 Tanrının yaktığı birer sigara mıydık?