Güneş geceyi terk etmiştir. Gece artık yalnızdır
Geceyi elektrikli bir soba aydınlatır, o da yoksa çakmak vardır.
Elektrikli soba halı desenlerini, çakmak ise avuç içini görülebilir kılar, aralarındaki tek fark budur.
Geceleri ara sokaklar daha ürkütücüdür, tüm cinayetler buralarda işlenir.
Kesilen kafa, kimse görmeden denize atılır.
Okyanusun katili kanlı ellerini gece bitmeden yıkar.
Gece tüm pislikleri örter, temizdir.
Mahkemelerde suçlu olarak değil görgü tanığı olarak yer alır.
Yalancı şahitlik eder.
Gece ihtiraslıdır
Havva, Adem'in kanına yağmurlu bi gecede girmiştir.
İnsanlar nesillerinin devamlılığını geceye borçludur.
Gece uyumak içindir
İnsanlar kutupta altı ay boyunca uyur, diğer altı ay da kayak yaparlar
Gece yürümek tüm şehri uyandırır, geceleri topuklu ayakkabı elde taşınır
En büyük korku susamak ve çişinin gelmesidir.
Geceleri sokaklar fahişe kokar.
Gece eski sevgiliyi özlemek için vardır.
Bu yüzden aşk şiirleri gece yazılır.
Gece yağan karın rengi siyahtır.
İlk kar tanesi sevgilinin saçına düşer, bunu da yalnızca mavi kuşlar görür.
Geceleri siyah kedileri kimse fark etmez.
Gecenin tek dostu aydır.
Gece ve ay tahterevalliye binerler.
Biri med ise diğeri cezirdir.
Biz bu dengenin ne sağında ne de solunda yer alırız.
Güneş geceye dönene dek, ortalarda bir yerlerde uyumaya devam ederiz.
2 Aralık 2009 Çarşamba
Kasımda Aşk Hastadır
Ben yürüyordum, o geliyordu.
Ben duruyordum, o da duruyordu.
Önce boynumda hissettiğim o ılık rüzgar, ardından başımı döndüren o keskin koku..
Peşimi bir türlü bırakmıyordu.
Geri döndüp baktığımda göremiyordum, sanki kayboluyordu.
Bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştım.
Hemen bir otobüse atlayıp oradan uzaklaşmak istedim.
İzimi kaybettirmeliydim. Beni içine çeken o kokudan kaçmalıydım..
İşte oradaydı, koku otobüs durağındaydı.
İnsan kalabalığının arasında beni bekliyordu, adeta gözlerimin içine bakıyordu.
Tanımamazlıktan gelip ilk gelen otobüse bindim.
Koku orada kalmıştı,
Artık yoktu
Onu etrafımda hissetmiyordum. Çok rahatlamıştım.
Camın dışından silüetler akıp gidiyordu
Ben kulaklıklarımı takmış müzik dinliyordum..
İnmem gereken yere gelmiştim
Kalabalığın arasından sıyrılıp kendimi beton zemine bıraktım.
Nefes almak güzeldi.
Fakat bu çok garipti. Koku bu kez gerçekten yoktu.
Merak etmiştim onu.
Nereden gelmişti? Neden gelmişti? Neyin nesiydi?..
Bu düşünceler aklımı kurcalarken eve çoktan varmıştım.
Anahtarı çevireceğim esnada kapı kendiliğinden açılıverdi.
Aldırmadım.
İnce bir gıcırtıdan sonra içeri adım attım ve lambayı yaktım.
Artık içeriyi görebilirdim.
Birden onu hissettim.
Koku evimdeydi, ama neredeydi?
Odama gittim..
Oradaydı
Tam karşımda
Yatağımın üzerine oturmuş yalnızca bana bakıyordu.
Bunun bir tür halisünayson olduğuna inanmak zorundaydım.
Aldırmadım.
Dolabımı açtım, kıyafetlerimin içindeydi.
Kapattım ve hızlıca odamdan uzaklaştım.
Fazla olmuştu artık. Ne istiyordu benden?
Salona gittim.
Kumanda elinde televizyon izliyordu.
Dudaklarımın kuruduğunu hissettim, su içmeliydim.
Mutfağa koştum.
Bir elinde sürahi, diğer elinde bana uzattığı bir bardak su..
Hiç birşey demeden aldım suyu
İçtim.
Son yudumda onu hissettim. Çok keskin bir tadı vardı.
Bardağın dibine baktığımda bana gülümsediğini gördüm.
O an anladım ki ondan kaçış yoktu.
Koku her yerdeydi
Ellerimde, kıyafetlerimde, saçlarımda...Herşeydeydi.
Yaşamaya başlamıştık
Günler geçtikçe kokuya alışıyordum.
Birlikte makarna yiyor, aynı nargileyi içiyor ve bazen sahil boyunca yürüyorduk.
yorulunca bir yerlerde oturuyorduk.
O şarkı söylüyordu güzel sesiyle,
Birlikte şiir okuyorduk.
Ona hikayeler anlatıyordum.
Şinasinin kıskançlıkları
Sophianın ihanetleri
Gürbüzün aşkı..
Sarılmaya başlamıştım.
Hiç sevmediğim o ten teması anlam kazanmıştı.
Onu amamen benliğimde hissediyordum ve bunu seviyordum.
İyi geceler demeden kapatmıyordum gözlerimi
Kokuya alışmıştım..
Derken, birden bire garip birşey oldu.
Bir gün ona "hadi" dedim. "Gel denizi izleyelim."
"Gelmem" dedi.
"Ben geleyim, şarkı söyleyelim, bana piyano çal" dedim.
"Böyle iyim" dedi.
Yatağıma oturdu ve iki gün boyunca başka birşey yapmadı.
"İyi geceler" dedim. "Sana da" dedi yalnızca.
Ertesi gün aceleyle çıktım evden
Onu orada öylece bırakmıştım, yalnızdı.
Yürümeye başladım.
Kızmıştım
Beni yanında istemeyişine alınmıştım.
Biraz serin rüzgar esti, biraz denizi izledim
Gemiler geçip gitti önümden
İnsanlar kıtayı terk etti
Fakat koku gelmiyordu.
Onu istiyordum
En keskin haliyle yanımda oturduğunu hayal ediyordum.
Akşam oldu, eve döndüm
Bıraktığım yerde öylece duruyordu.
Onu görünce çığlıklarım uçuşmaya başladı odamın duvarlarında
Gözyaşlarımı durduramıyordum
Dudaklarımı ısırıyordum
Canım yanıyordu
Hem de hiç yanmadığı kadar.
Sağ elinde sustalı, sol bileğinde kan..
Odam kan kokuyordu
Odam o kokuyordu
Yine çok keskindi, çok derin.
Onu kollarımla sardım, benimle bütünleşti, tamamen üzerime sindi.
Kan ellerimdeydi, kıyafetlerimdeydi, saçlarımdaydı..herşeyimdeydi
O gitti
Artık yok.
Son vapuru da kaçırınca, gelemeyecekti.
İstese de gelemezdi..
Şimdi her yerde onu arıyorum, yok..
Hiç bir yerde, hiç birşeyde
Ellerimde kan
O benim bedenim,
O benim tenim,
O benim Kokum..
30 Kasım 2009
Ben duruyordum, o da duruyordu.
Önce boynumda hissettiğim o ılık rüzgar, ardından başımı döndüren o keskin koku..
Peşimi bir türlü bırakmıyordu.
Geri döndüp baktığımda göremiyordum, sanki kayboluyordu.
Bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştım.
Hemen bir otobüse atlayıp oradan uzaklaşmak istedim.
İzimi kaybettirmeliydim. Beni içine çeken o kokudan kaçmalıydım..
İşte oradaydı, koku otobüs durağındaydı.
İnsan kalabalığının arasında beni bekliyordu, adeta gözlerimin içine bakıyordu.
Tanımamazlıktan gelip ilk gelen otobüse bindim.
Koku orada kalmıştı,
Artık yoktu
Onu etrafımda hissetmiyordum. Çok rahatlamıştım.
Camın dışından silüetler akıp gidiyordu
Ben kulaklıklarımı takmış müzik dinliyordum..
İnmem gereken yere gelmiştim
Kalabalığın arasından sıyrılıp kendimi beton zemine bıraktım.
Nefes almak güzeldi.
Fakat bu çok garipti. Koku bu kez gerçekten yoktu.
Merak etmiştim onu.
Nereden gelmişti? Neden gelmişti? Neyin nesiydi?..
Bu düşünceler aklımı kurcalarken eve çoktan varmıştım.
Anahtarı çevireceğim esnada kapı kendiliğinden açılıverdi.
Aldırmadım.
İnce bir gıcırtıdan sonra içeri adım attım ve lambayı yaktım.
Artık içeriyi görebilirdim.
Birden onu hissettim.
Koku evimdeydi, ama neredeydi?
Odama gittim..
Oradaydı
Tam karşımda
Yatağımın üzerine oturmuş yalnızca bana bakıyordu.
Bunun bir tür halisünayson olduğuna inanmak zorundaydım.
Aldırmadım.
Dolabımı açtım, kıyafetlerimin içindeydi.
Kapattım ve hızlıca odamdan uzaklaştım.
Fazla olmuştu artık. Ne istiyordu benden?
Salona gittim.
Kumanda elinde televizyon izliyordu.
Dudaklarımın kuruduğunu hissettim, su içmeliydim.
Mutfağa koştum.
Bir elinde sürahi, diğer elinde bana uzattığı bir bardak su..
Hiç birşey demeden aldım suyu
İçtim.
Son yudumda onu hissettim. Çok keskin bir tadı vardı.
Bardağın dibine baktığımda bana gülümsediğini gördüm.
O an anladım ki ondan kaçış yoktu.
Koku her yerdeydi
Ellerimde, kıyafetlerimde, saçlarımda...Herşeydeydi.
Yaşamaya başlamıştık
Günler geçtikçe kokuya alışıyordum.
Birlikte makarna yiyor, aynı nargileyi içiyor ve bazen sahil boyunca yürüyorduk.
yorulunca bir yerlerde oturuyorduk.
O şarkı söylüyordu güzel sesiyle,
Birlikte şiir okuyorduk.
Ona hikayeler anlatıyordum.
Şinasinin kıskançlıkları
Sophianın ihanetleri
Gürbüzün aşkı..
Sarılmaya başlamıştım.
Hiç sevmediğim o ten teması anlam kazanmıştı.
Onu amamen benliğimde hissediyordum ve bunu seviyordum.
İyi geceler demeden kapatmıyordum gözlerimi
Kokuya alışmıştım..
Derken, birden bire garip birşey oldu.
Bir gün ona "hadi" dedim. "Gel denizi izleyelim."
"Gelmem" dedi.
"Ben geleyim, şarkı söyleyelim, bana piyano çal" dedim.
"Böyle iyim" dedi.
Yatağıma oturdu ve iki gün boyunca başka birşey yapmadı.
"İyi geceler" dedim. "Sana da" dedi yalnızca.
Ertesi gün aceleyle çıktım evden
Onu orada öylece bırakmıştım, yalnızdı.
Yürümeye başladım.
Kızmıştım
Beni yanında istemeyişine alınmıştım.
Biraz serin rüzgar esti, biraz denizi izledim
Gemiler geçip gitti önümden
İnsanlar kıtayı terk etti
Fakat koku gelmiyordu.
Onu istiyordum
En keskin haliyle yanımda oturduğunu hayal ediyordum.
Akşam oldu, eve döndüm
Bıraktığım yerde öylece duruyordu.
Onu görünce çığlıklarım uçuşmaya başladı odamın duvarlarında
Gözyaşlarımı durduramıyordum
Dudaklarımı ısırıyordum
Canım yanıyordu
Hem de hiç yanmadığı kadar.
Sağ elinde sustalı, sol bileğinde kan..
Odam kan kokuyordu
Odam o kokuyordu
Yine çok keskindi, çok derin.
Onu kollarımla sardım, benimle bütünleşti, tamamen üzerime sindi.
Kan ellerimdeydi, kıyafetlerimdeydi, saçlarımdaydı..herşeyimdeydi
O gitti
Artık yok.
Son vapuru da kaçırınca, gelemeyecekti.
İstese de gelemezdi..
Şimdi her yerde onu arıyorum, yok..
Hiç bir yerde, hiç birşeyde
Ellerimde kan
O benim bedenim,
O benim tenim,
O benim Kokum..
30 Kasım 2009
24 Ekim 2009 Cumartesi
İnan mıyorum?
nefes alıp veriyor
duyabiliyorum
konuşmuyoruz
dudaklarımıza iğne iplik geçmiş sanki ve biz meydan okumuyoruz
arada bir gözlerini kapatıyor
anlamıyorum.
görmek istediği bir rüyanın lobisinde geziniyor
tanıdık birilerine rastlamak için
ben tanıyorum onu şarap kokan nefesinden
o beni tanımıyor.
elleri yara
elleri tıpkı bir enkaz
tutamıyorum.
24 Ekim 12:12
duyabiliyorum
konuşmuyoruz
dudaklarımıza iğne iplik geçmiş sanki ve biz meydan okumuyoruz
arada bir gözlerini kapatıyor
anlamıyorum.
görmek istediği bir rüyanın lobisinde geziniyor
tanıdık birilerine rastlamak için
ben tanıyorum onu şarap kokan nefesinden
o beni tanımıyor.
elleri yara
elleri tıpkı bir enkaz
tutamıyorum.
24 Ekim 12:12
giden adam
Bir simyacı
Elinde hayatın anlamı bir kitap
Ayaklarında eski zamanların yorgunluğu.
Sen bilmezsin
Çok gezerdi simyacı
Hiç olmadık şeyler arardı.
Rüzgarın sesini yakalar
Yağmurun renginden kaçar
Bi seni bulamazdı.
O'na bir gün dedim ki;
'Nefes alamıyorum'
Dedi ki
'Sen de git bu şehirden'
23eylül09
Elinde hayatın anlamı bir kitap
Ayaklarında eski zamanların yorgunluğu.
Sen bilmezsin
Çok gezerdi simyacı
Hiç olmadık şeyler arardı.
Rüzgarın sesini yakalar
Yağmurun renginden kaçar
Bi seni bulamazdı.
O'na bir gün dedim ki;
'Nefes alamıyorum'
Dedi ki
'Sen de git bu şehirden'
23eylül09
hazan dayı
Lacivert bir ceketi
Siyah bir pantolonu ve
Bir de türküleri vardı söylemek için.
Bunlar dışında herşey emanetti.
Evi, yatağı, işi..
Canı sıkıldığında kuş avlardı
Bazen de oturup ağlardı.
Geceleri pek uyumazdı
37 ekran televizyonunu açardı
Siyah beyaz görüntüden hayat beklerdi
Yoktu başka uğraşı.
Manzarasını bozan dantele sinirlenir, küfrederdi
Ağır ağır yerinden kalkıp bir daha o danteli görmek istemez,
Çekerdi fişi.
Bazen de
Gazeteye sarılı bir şarap şişesiyle öpüşürdü
Güneş doğana dek..
Çekip giden karısına söverdi ana avrad
Olamamıştı ona iyi bir pezevenk.
Yosmanın tek derdi paraydı ya, neyse..
Bazı sabahlar okul kapalı olurdu
O zaman anlardı bayramın geldiğini..
Temiz kıyafetler giyinmiş küçük çocuklara şeker vermek için
Şeker toplardı sokaklardan..
Tek başına yürür
Kendi kendine konuşur,
Elini öpecek bir torun isterdi.
Olmayan oğlundan..
Yağmurda dışarı çıkmaz
Nefret ederdi ıslanmaktan..
Parmaklarının ucunda biten sigaraydı tek derdi,
Onu anlayan yalnız odasındaki fenerdi.
Yorganından başka,
Sarılmak istediği tekşey bir kadın nefesiydi.
Üç beş bardak
Kırmızı bir çakmak ve
Traş sabunuyla sohbet ederdi..
Kimsesiz bir şeftali ağacının tek sahibi
Okuma yazmayı hademelik yaptığı okulda
Çocuklardan öğrenmişti.
Birisi o na 'dede' demişti de
Dolmuştu hazırda bekleyen gözleri..
Şimdi de buna ağlıyordu
Belki çok şey vardı ama
Bir tek bunu hatırlıyordu...
20 eylül 09. sabaha yakın bi zaman.bi damla uykua
Siyah bir pantolonu ve
Bir de türküleri vardı söylemek için.
Bunlar dışında herşey emanetti.
Evi, yatağı, işi..
Canı sıkıldığında kuş avlardı
Bazen de oturup ağlardı.
Geceleri pek uyumazdı
37 ekran televizyonunu açardı
Siyah beyaz görüntüden hayat beklerdi
Yoktu başka uğraşı.
Manzarasını bozan dantele sinirlenir, küfrederdi
Ağır ağır yerinden kalkıp bir daha o danteli görmek istemez,
Çekerdi fişi.
Bazen de
Gazeteye sarılı bir şarap şişesiyle öpüşürdü
Güneş doğana dek..
Çekip giden karısına söverdi ana avrad
Olamamıştı ona iyi bir pezevenk.
Yosmanın tek derdi paraydı ya, neyse..
Bazı sabahlar okul kapalı olurdu
O zaman anlardı bayramın geldiğini..
Temiz kıyafetler giyinmiş küçük çocuklara şeker vermek için
Şeker toplardı sokaklardan..
Tek başına yürür
Kendi kendine konuşur,
Elini öpecek bir torun isterdi.
Olmayan oğlundan..
Yağmurda dışarı çıkmaz
Nefret ederdi ıslanmaktan..
Parmaklarının ucunda biten sigaraydı tek derdi,
Onu anlayan yalnız odasındaki fenerdi.
Yorganından başka,
Sarılmak istediği tekşey bir kadın nefesiydi.
Üç beş bardak
Kırmızı bir çakmak ve
Traş sabunuyla sohbet ederdi..
Kimsesiz bir şeftali ağacının tek sahibi
Okuma yazmayı hademelik yaptığı okulda
Çocuklardan öğrenmişti.
Birisi o na 'dede' demişti de
Dolmuştu hazırda bekleyen gözleri..
Şimdi de buna ağlıyordu
Belki çok şey vardı ama
Bir tek bunu hatırlıyordu...
20 eylül 09. sabaha yakın bi zaman.bi damla uykua
i am awake
Ben bi kez özledim zaten
Ama şimdi bundan da vazgeçiyorum
Yoksa uykum gelmiyor.
Ben hep aynı şarkıyı dinleyince,
Akşamdan başka bişeyi beklemiyorum
Yani sabah olmuyor.
*anlayacağın garip gidiyor bu günlerde, ilk defa geç uyanıyorum.
Ama şimdi bundan da vazgeçiyorum
Yoksa uykum gelmiyor.
Ben hep aynı şarkıyı dinleyince,
Akşamdan başka bişeyi beklemiyorum
Yani sabah olmuyor.
*anlayacağın garip gidiyor bu günlerde, ilk defa geç uyanıyorum.
okyanusta ev
Ben demiştim! evimizin önünden hiç gemi geçmeyecek diye..
Evimiz denize yakın olsun demiştim baba...
Sıkılırım ben, martıları özlerim, onlarda simit severler demiştim.
Hani öyle bir evimiz olsaydı ki rüzgar esince perdelerimiz güverteye dokunsaydı,
Odamın camından balık tutsaydım.
Benim ellerim küçük ya baba?
Olta sende kalsaydı, ben balık kovasına bakardım kedimiz kapmasın onları diye.
Bir kaçını biz yerdik, bir kaçını da akvaryuma koysak büyür müydüler baba?
Tamam kızma hepsi denizin olsun, balıklar küçük kalsın, sen sadece beni büyüt baba.
Ben oltaya gelmem korkma.
Hani seninle uzun yola çıktığımızda ben sana 'ne kadar kaldı?' diye sorardım,
Sen de kolundaki o küçük beni gösterir 'bu kadarcık yolumuz kaldı kızım' derdin.
Yine böyle mi diyeceksin bana?
Şu kadarcık mı kaldı?
Hemen büyüdüm mü baba?
Evimizin önünden arabalar geçiyor şimdi.
Korna sesleri, insan sesleri, çöplükler...
Hani o mavi gemiler, yine mi geciktiler?
Biz mi yanlış evdeyiz, evimiz mi yanlış yerde baba?
12temmuz2009
Evimiz denize yakın olsun demiştim baba...
Sıkılırım ben, martıları özlerim, onlarda simit severler demiştim.
Hani öyle bir evimiz olsaydı ki rüzgar esince perdelerimiz güverteye dokunsaydı,
Odamın camından balık tutsaydım.
Benim ellerim küçük ya baba?
Olta sende kalsaydı, ben balık kovasına bakardım kedimiz kapmasın onları diye.
Bir kaçını biz yerdik, bir kaçını da akvaryuma koysak büyür müydüler baba?
Tamam kızma hepsi denizin olsun, balıklar küçük kalsın, sen sadece beni büyüt baba.
Ben oltaya gelmem korkma.
Hani seninle uzun yola çıktığımızda ben sana 'ne kadar kaldı?' diye sorardım,
Sen de kolundaki o küçük beni gösterir 'bu kadarcık yolumuz kaldı kızım' derdin.
Yine böyle mi diyeceksin bana?
Şu kadarcık mı kaldı?
Hemen büyüdüm mü baba?
Evimizin önünden arabalar geçiyor şimdi.
Korna sesleri, insan sesleri, çöplükler...
Hani o mavi gemiler, yine mi geciktiler?
Biz mi yanlış evdeyiz, evimiz mi yanlış yerde baba?
12temmuz2009
yalnızca gülümsedim
Biliyorum duyuyor.
Etrafımda dönerken, dünya kadar ses çıkartıyorum,
Dünya benden büyük değil.
Bilmediklerimi bir kenara not ederken bildiğim her bina yıkılır tek tek
Ve ben kızarmış ekmeklerime ağlarım.
Biliyorum duyuorsun.
Karanlık ve dumanlı bir odada benim için şarkı söylüyorsun.
Oysa ben senin için bugün hiç uyanmayacaktım.
Yolda yürüyen bir çocuğu gösteriyorum parmağımla
Görmüyor o çocuk ve gemiler sevişiyor belki, dalgalar hırçın çocuk.
Sen başkasını öptüğünde ben dudaklarımı ısırıp kanımla yıkarım
Sen yıkılırsın.
Gözümün suyu kirpiklerime meze olmuyor şimdi ve ben sevgilim.. yo ağlamıyorum.
20:07 / 29.04.2009
Etrafımda dönerken, dünya kadar ses çıkartıyorum,
Dünya benden büyük değil.
Bilmediklerimi bir kenara not ederken bildiğim her bina yıkılır tek tek
Ve ben kızarmış ekmeklerime ağlarım.
Biliyorum duyuorsun.
Karanlık ve dumanlı bir odada benim için şarkı söylüyorsun.
Oysa ben senin için bugün hiç uyanmayacaktım.
Yolda yürüyen bir çocuğu gösteriyorum parmağımla
Görmüyor o çocuk ve gemiler sevişiyor belki, dalgalar hırçın çocuk.
Sen başkasını öptüğünde ben dudaklarımı ısırıp kanımla yıkarım
Sen yıkılırsın.
Gözümün suyu kirpiklerime meze olmuyor şimdi ve ben sevgilim.. yo ağlamıyorum.
20:07 / 29.04.2009
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

