Ben yürüyordum, o geliyordu.
Ben duruyordum, o da duruyordu.
Önce boynumda hissettiğim o ılık rüzgar, ardından başımı döndüren o keskin koku..
Peşimi bir türlü bırakmıyordu.
Geri döndüp baktığımda göremiyordum, sanki kayboluyordu.
Bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştım.
Hemen bir otobüse atlayıp oradan uzaklaşmak istedim.
İzimi kaybettirmeliydim. Beni içine çeken o kokudan kaçmalıydım..
İşte oradaydı, koku otobüs durağındaydı.
İnsan kalabalığının arasında beni bekliyordu, adeta gözlerimin içine bakıyordu.
Tanımamazlıktan gelip ilk gelen otobüse bindim.
Koku orada kalmıştı,
Artık yoktu
Onu etrafımda hissetmiyordum. Çok rahatlamıştım.
Camın dışından silüetler akıp gidiyordu
Ben kulaklıklarımı takmış müzik dinliyordum..
İnmem gereken yere gelmiştim
Kalabalığın arasından sıyrılıp kendimi beton zemine bıraktım.
Nefes almak güzeldi.
Fakat bu çok garipti. Koku bu kez gerçekten yoktu.
Merak etmiştim onu.
Nereden gelmişti? Neden gelmişti? Neyin nesiydi?..
Bu düşünceler aklımı kurcalarken eve çoktan varmıştım.
Anahtarı çevireceğim esnada kapı kendiliğinden açılıverdi.
Aldırmadım.
İnce bir gıcırtıdan sonra içeri adım attım ve lambayı yaktım.
Artık içeriyi görebilirdim.
Birden onu hissettim.
Koku evimdeydi, ama neredeydi?
Odama gittim..
Oradaydı
Tam karşımda
Yatağımın üzerine oturmuş yalnızca bana bakıyordu.
Bunun bir tür halisünayson olduğuna inanmak zorundaydım.
Aldırmadım.
Dolabımı açtım, kıyafetlerimin içindeydi.
Kapattım ve hızlıca odamdan uzaklaştım.
Fazla olmuştu artık. Ne istiyordu benden?
Salona gittim.
Kumanda elinde televizyon izliyordu.
Dudaklarımın kuruduğunu hissettim, su içmeliydim.
Mutfağa koştum.
Bir elinde sürahi, diğer elinde bana uzattığı bir bardak su..
Hiç birşey demeden aldım suyu
İçtim.
Son yudumda onu hissettim. Çok keskin bir tadı vardı.
Bardağın dibine baktığımda bana gülümsediğini gördüm.
O an anladım ki ondan kaçış yoktu.
Koku her yerdeydi
Ellerimde, kıyafetlerimde, saçlarımda...Herşeydeydi.
Yaşamaya başlamıştık
Günler geçtikçe kokuya alışıyordum.
Birlikte makarna yiyor, aynı nargileyi içiyor ve bazen sahil boyunca yürüyorduk.
yorulunca bir yerlerde oturuyorduk.
O şarkı söylüyordu güzel sesiyle,
Birlikte şiir okuyorduk.
Ona hikayeler anlatıyordum.
Şinasinin kıskançlıkları
Sophianın ihanetleri
Gürbüzün aşkı..
Sarılmaya başlamıştım.
Hiç sevmediğim o ten teması anlam kazanmıştı.
Onu amamen benliğimde hissediyordum ve bunu seviyordum.
İyi geceler demeden kapatmıyordum gözlerimi
Kokuya alışmıştım..
Derken, birden bire garip birşey oldu.
Bir gün ona "hadi" dedim. "Gel denizi izleyelim."
"Gelmem" dedi.
"Ben geleyim, şarkı söyleyelim, bana piyano çal" dedim.
"Böyle iyim" dedi.
Yatağıma oturdu ve iki gün boyunca başka birşey yapmadı.
"İyi geceler" dedim. "Sana da" dedi yalnızca.
Ertesi gün aceleyle çıktım evden
Onu orada öylece bırakmıştım, yalnızdı.
Yürümeye başladım.
Kızmıştım
Beni yanında istemeyişine alınmıştım.
Biraz serin rüzgar esti, biraz denizi izledim
Gemiler geçip gitti önümden
İnsanlar kıtayı terk etti
Fakat koku gelmiyordu.
Onu istiyordum
En keskin haliyle yanımda oturduğunu hayal ediyordum.
Akşam oldu, eve döndüm
Bıraktığım yerde öylece duruyordu.
Onu görünce çığlıklarım uçuşmaya başladı odamın duvarlarında
Gözyaşlarımı durduramıyordum
Dudaklarımı ısırıyordum
Canım yanıyordu
Hem de hiç yanmadığı kadar.
Sağ elinde sustalı, sol bileğinde kan..
Odam kan kokuyordu
Odam o kokuyordu
Yine çok keskindi, çok derin.
Onu kollarımla sardım, benimle bütünleşti, tamamen üzerime sindi.
Kan ellerimdeydi, kıyafetlerimdeydi, saçlarımdaydı..herşeyimdeydi
O gitti
Artık yok.
Son vapuru da kaçırınca, gelemeyecekti.
İstese de gelemezdi..
Şimdi her yerde onu arıyorum, yok..
Hiç bir yerde, hiç birşeyde
Ellerimde kan
O benim bedenim,
O benim tenim,
O benim Kokum..
30 Kasım 2009

kasımda aşk hep hastadır belki ama
YanıtlaSilo hep başka
o hep yabancıdır.
sen hep yabancısındır sonbahara
turuncu tanıdıktır,turuncu sarar sarmalar.
ne olursa olsun,sen de bilirsin
kasımda aşk başkadır,aslında.