24 Ekim 2009 Cumartesi

hazan dayı

Lacivert bir ceketi
Siyah bir pantolonu ve
Bir de türküleri vardı söylemek için.

Bunlar dışında herşey emanetti.
Evi, yatağı, işi..
Canı sıkıldığında kuş avlardı
Bazen de oturup ağlardı.

Geceleri pek uyumazdı
37 ekran televizyonunu açardı
Siyah beyaz görüntüden hayat beklerdi
Yoktu başka uğraşı.
Manzarasını bozan dantele sinirlenir, küfrederdi
Ağır ağır yerinden kalkıp bir daha o danteli görmek istemez,
Çekerdi fişi.

Bazen de
Gazeteye sarılı bir şarap şişesiyle öpüşürdü
Güneş doğana dek..
Çekip giden karısına söverdi ana avrad
Olamamıştı ona iyi bir pezevenk.
Yosmanın tek derdi paraydı ya, neyse..

Bazı sabahlar okul kapalı olurdu
O zaman anlardı bayramın geldiğini..
Temiz kıyafetler giyinmiş küçük çocuklara şeker vermek için
Şeker toplardı sokaklardan..

Tek başına yürür
Kendi kendine konuşur,
Elini öpecek bir torun isterdi.
Olmayan oğlundan..
Yağmurda dışarı çıkmaz
Nefret ederdi ıslanmaktan..

Parmaklarının ucunda biten sigaraydı tek derdi,
Onu anlayan yalnız odasındaki fenerdi.
Yorganından başka,
Sarılmak istediği tekşey bir kadın nefesiydi.
Üç beş bardak
Kırmızı bir çakmak ve
Traş sabunuyla sohbet ederdi..

Kimsesiz bir şeftali ağacının tek sahibi
Okuma yazmayı hademelik yaptığı okulda
Çocuklardan öğrenmişti.
Birisi o na 'dede' demişti de
Dolmuştu hazırda bekleyen gözleri..

Şimdi de buna ağlıyordu
Belki çok şey vardı ama
Bir tek bunu hatırlıyordu...



20 eylül 09. sabaha yakın bi zaman.bi damla uykua

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder