iki parça ince kıyafeti ve iki parça tebessümüyle oturuyordu öylece.
Masanın üzerinde neyle karıştırdığını bile unuttuğu bir vodka,
Hiç çalmayan bir telefon,
Kimliğini kaybetmiş bir cüzdan
Ve takside unutulmuş bir çanta.
Yağmur yağıyor olmalıydı şu günlerde.
Kendinden bir parça verdiği şehir
Birazdan eski çağlardan kalma şovalyeler tarafından kuşatılacak olmalıydı.
Henüz bilemiyordu.
Yaklaşık on dakikadır uzaklaşmıştı İstanbuldan bu izbe yere girerek
Hiç çalmayan telefonu eline aldı
Bir numara çevirdi.
Şimdi en sevdiği şarkı çalarken
Kapattığı gözleriyle seyrek saçlı bir adam çizdi karşısındaki duvara
Adam güldü
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder